Yazdır

Kuş Gribi Psİkososyal Destek Aİle Rehberİ Bölüm I,2,3

 Zorlu Yaşam Olayları Hayatımızda kimi zaman okulda, evde ya da yaşadığımız çevrede çeşitli acil durumlar meydana gelebilir. ya da yaralanmalarla sonuçlanan kazalar, yangın, fırtına, sel basması, deprem, bir kişiye yönelik saldırı, istismar, sevilen bir arkadaşın ya da yakının

Ölümle

kaybı, zehirlenmeler, salgın hastalıklar bu durumlara örnek olabilir

 Bizler yaşamımız boyunca bu tür denetleyemediğimiz, önceden tahmin edemediğimiz olayları

/yaşantıları anlamakta ve kabul etmekte zorlanırız. Kuş gribi kendimizin ve yakınlarımızın sağlığını doğrudan tehdit ettiği için zorlu bir yaşam olayı

olarak karşımıza çıkmaktadır.Tıpkı bizi zorlayan diğer yaşantılar da olduğu gibi, kuş gribi tehdidi karşısında da fiziksel ve psikolojik tepkiler ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan tepkiler

çeşitlilik gösterse de aslında üç genel tepki altında toplanabilir:  

a)  Her an kötü bir şeyler olacakmış gibi tetikte olma, aşırı hassasiyet;

b) Yaşanan olaya ilişkin anı ve görüntülerin istemeden zihne geri gelmesi;

c)  Kişinin yaşadıklarını hatırlatan olay, anı ve yerlerden kaçınması, uzak durmasıdır.  

Tüm bu tepkiler, yaşamımızı sekteye uğratan doğal olmayan bir olaya verilen normal tepkilerdir.  

Zorlu Yaşam Olaylarına Verilen Tepkiler 

Kuş gribi, deli dana hastalığı, HIV/AIDS, SARS gibi hastalıklar yarattığı tehdit ve sonuçları açısından zorlu yaşam olaylarına neden olabilmektedirler.

Aşağıda bu hastalığa yakalanan ya da risk grubunda bulunan tüm bireylerin vereceği genel tepkiler yer almaktadır:  

Yaşanan Tepkiler 

list of 14 items

•   Toplumsal panik,

•   Korku ve kaygı,

•   Üzüntü, çaresizlik hissi

•   Gelecek konusunda belirsizlik,

•   Yaşam üzerindeki kontrolü yitirme,

•   Bedensel ağrı ve şikâyetler

•   Güvensizlik,

•   Akıl karışıklığı,

•   Uyumakta zorluk, kâbuslar,

•   Kızgınlık, öfke, Suçluluk

•   Huzursuzluk ve gerginlik,

•   Kayıplar için yaşanan yas

•   Hastalanmaktan, karantinaya alınmaktan, korkma şüpheli görülmekten utanma,

•   Etiketlenme, damgalanma dışlanma,

list end

      Yaşanan zorlukların etkileri bazı kişilerde hemen ortaya çıkmayabilir. Bazen haftalar, aylar hatta bir yıl sonra ortaya çıkabilir. Bu tepkiler temelde

hepimizde benzer, normal ve doğal tepkiler olarak ortaya çıkar. Bu tepkiler doğru ya da yanlış olarak nitelendirilemez. Kritik ve zorlu bir yaşamın arkasından

ortaya çıkan tepkiler, doğal ve normal kabul edilmektedir.    

Fiziksel Tepkiler 

        Bedenlerimiz, hayati bir tehlike ile karşı karşıya kaldığında, hayatta kalmamızı sağlayacak tepkileri otomatik bir şekilde devreye sokacak bir şekilde

tasarlanmıştır. Kritik ve zorlu yaşam olaylarından kısa bir süre sonra ürperme, daha hızlı veya yavaş kalp atışları, baş dönmesi, üşüme ya da ateş basması

gibi fiziksel tepkiler yaşanması olağandır. Çünkü bu tepkiler bedenlerimizin tehlike karşısında otomatik olarak geliştirdiği bir tür savunma mekanizmasıdır.

Çaresizlik hissi, şaşkına dönme, korkma ya da üzüntü, olaydan kısa süre sonra ortaya çıkabilen normal duygulardır. Genellikle duygusal tepkiler olayı hazmettikten

ya da üzerinde düşündükten sonra ortaya çıkar. Yaşanan zorlukların etkileri bazı kişilerde hemen ortaya çıkmayabilir. Bazen haftalar, aylar hatta bir yıl

sonra ortaya çıkabilir. Bu tepkiler temelde hepimizde benzer, normal ve doğal tepkiler olarak ortaya çıkar. Bu tepkiler doğru ya da yanlış olarak nitelendirilemez.

Kritik ve zorlu bir yaşamın arkasından ortaya çıkan tepkiler, doğal ve normal kabul edilmektedir.  

Gerçeği Kabullenememe 

     Yaşanan kuş gribi tehdidi karşısında birçok insan, bu olayın gerçek dışı olduğu, bir rüya ya da aslında gerçekleşmemiş bir olay olduğu hissine kapılabilir.

Bu tepki ilk zamanlarda yaşadıklarımızı kolay atlatmamızı, üstesinden gelmemizi sağlar. Bu durum olaylarla baş edebilmemizi, kararlar alabilmemizi, tehlikeden

korunmamızı kolaylaştırır. Yaşanan bir tehdit karşısında bedenimiz, düşüncelerimiz, duygularımız, duyularımız, kendini savunmaya geçirmek amacıyla seferber

edilir. Ancak bu çok güçlü seferberlik için ödenen bedel, çok ağırdır. Çünkü yaşananlar, insanların zihinlerine detaylı ve yoğun bir şekilde kazınır.  

Davetsiz ve İstenmeyen  Anılar 

    Yaşanan kuş gribinde güçlü, sarsıcı görüntülere, ses ve kokulara maruz kaldıysanız, bu izlenimler rahatsız edici, birdenbire aklınıza geliveren ve zihninize

kazınan anı ve düşüncelere dönüşebilir. Kişilerin yaşadıkları olayın acı verici, sarsıcı, istenmediği halde tekrarlanan anılarının olması olağan ve genel

bir tepkidir. Bunlar tekrarlanan bir film gibi birdenbire hatırlanabilir. Genellikle uyku saatlerinde ortaya çıkan ses, görüntü ve kokular baskı oluşturarak

uyuyamama, kâbus şeklinde uykudan uyandırma gibi uyku bozukluklarına

neden olurlar. Çocuklarda tekrarlanan oyunlar biçiminde de kendini gösterebilir.  

Kaçınma 

     Kuş gribi tehdidinin oluşturduğu korkudan ve bize kuş gribini hatırlatacak davranışlardan kaçınmak görülen genel tepkilerdendir. Kişi korku, acı ve

kaygı veren düşünceleri uzaklaştırmaya ve bu düşünceleri tetikleyen anımsatıcılardan kaçınmaya çalışır. Kaçınma geçici olarak rahatlatsa da, gelecekte

rahatsız eden, sarsıcı ve istenmeyen anıların geri dönmesini önleyemez. Kaçınma bize doğrudan ve gerçekte bir zarar vermeyeceğini bildiğimiz halde sadece

korktuğumuz için bilişsel veya davranışsal kaçınma hareketinde bulunduğumuz durumlardır. Örseleyici olayların etkileri ve anıları o kadar güçlüdür ki,

acı, korku ve kaygı veren anılardan ve olayı hatırlatan davranışlardan kaçınmak aslında gerçekten mümkün olamamaktadır. Aslında kaçtıkça, unutmaya çalıştıkça

artan bir oranda etkileri ortaya çıkar. Unutmayın ki, korku ve kaygılarımız ve acı veren zor anılarımızla başetme, kendimizi koruma, onların bizi değil,

bizim onları kontrol etme gücümüz vardır.   

Olumlu Kaçınma 

      Hayatımızda hasarlı binalarda ve mikroplu yerlerde bulunmak, alkollü iken araç kullanmak gibi gerçekten tehlikeli olan pek çok şey vardır. Bize zarar

veremeyeceğini bildiğimiz halde sadece korktuğumuz için kaçındığımız durumlar ile gerçekten tehlikeli olduğu için kaçındığımız durumları birbirinden ayırmak

gerekir.  

• Kuş gribinin bulaşma riski olan ortamlardan kaçınmak,  

• Kanatlı hayvanlarla doğrudan ve yakın temastan kaçınmak,  

• Hijyen (temiz) olmayan, durumlardan ve yerlerden kaçınmak,  

• Hastalanmış kanatlı hayvan ve mahsullerini tüketmekten kaçınmak,  

• Uygun saklanmamış ve pişirilmemiş ürünleri tüketmekten kaçınmak,  

Bu kaçınmalar ve kuş gribi tehditi karşısında dikkatli olmak, doğru ve yapılması gereken olumlu kaçınmalardır.  

Korku ve Kaygı 

    Kritik olaylardan ya da kayıplardan sonra bir diğer olağan tepki de artan kaygıdır. Korku, kuş gribini hatırlatacak herhangi bir nedenden doğabilir

ya da aileyi başka bir felaketin vuracağı endişesi gibi daha genel bir kaygıdan da ortaya çıkabilir. Kişinin hayatında olaydan önce var olan güven duygusu

artık körelmiştir. Kaygının artması sürekli bir etikte olma halini de beraberinde getirir, sürekli kötü bir şeyler olacakmış hissi yaşanır. Yaşanan tehdit;

kaygı, korku, huzursuzluk gibi bedenin aşırı bir şekilde uyarılmasına neden olur. İnsanlar ani seslere ve ışığa karşı çok daha çabuk ve şiddetli tepki

vermeye başlarlar. Uyku bozuklukları yanında, beslenme ve dikkati toplamada da zorluklar ortaya çıkabilir. Kaygı ayrıca vücutta gerilime, kalp ahenginin

bozulması, bedensel ağrı ve şikâyetler gibi fiziksel tepkilere yol açar.  

Huzursuzluk ve Öfke 

    Bir diğer olağan tepki de huzursuzluk ve sabırsızlıktır. Bu tepkiye ek olarak halsizlik, uyku

bozuklukları görülür. Olayları yaşayan kişi, bu yaşantıya neden olduğuna inandığı kişi veya

kurumlara karşı büyük bir öfke geliştirir. Bazen bu tür tepkiler sevilen kişilere de yöneltilebilir ve kişinin ailesi, yakın çevresi ve arkadaşlarını etkileyebilir.

 

Suçluluk 

       Suçluluk duygusu, kişinin kendini suçlaması için geçerli bir neden olmasa bile görülebilen, sıkça rastlanan bir tepkidir. Kendini çaresiz görme,

elinden bir şeyin gelmediği, olan biteni önleyemediği için sorumluluk hissetme ve ardından kendini suçlama eşlik edebilir. “Bunu önlemek için yapabileceğim

bir şeyler olmalıydı” veya “Keşke… Eğer… Sadece…”gibi düşünceler bu tür olaylardan sonra sıkça görülen sığınaklardır. Bazen insanlar yaşam ve ölüm arasındaki

kısa sürece odaklanırlar ve yakın akrabaları için endişe duymaya başlarlar.     

Anlaşılamama 

     Bazı kişiler, kuş gribi tehdidi karşısında, çevresindeki diğer insanların tepkilerini duyarsız, anlamsız, yetersiz, eksik görerek, anlamlandıramaz

ve kendinin anlaşılmadığını düşünebilir. Bu duyguya meydan vermemek için deneyimlerini kendilerine benzer olaylar yaşayan insanlarla paylaşmaları önem

taşır. Onlar birbirlerini daha iyi anlayıp, destek olabilirler. Aynı zamanda ortak düşünce, izlenim ve hatıralarını paylaşabilirler.  

Yaşam Bağları 

     Tehdit karşısında yaşam, anlamsız ve boş gelebilir. Günlük rutin işlere karşı isteksizlik ve ilgisizlik ortaya çıkabilir. Kişi yaşadıklarından sonra

her şeyi anlamsız bulabilir. Bu da algılama, anlama ve dikkat bozuklukları olarak belirti verebilir, yaşama isteğini ve çalışma kapasitesini düşürür. Kısa

sürede yaşamla sağlıklı, güçlü bağlar oluşturmak ve günlük işlere dönmek için çaba gösterilmelidir.  

Öneriler 

• Tepkilerinizi olağandışı bir duruma karşı gösterilen doğal ve normal tepkiler olarak kabul edin. 

• Günlük yaşantınıza devam etmeye çalışın. İşe gidin, ancak çalışma kapasitenizin belirli bir süre için düşebileceğini, kendinizi normalden daha yorgun

hissedebileceğinizi göz önünde bulundurun.  

• Konuşabileceğiniz birinin olması çok önemlidir. Onlara yalnız olayları değil bu olaylar hakkındaki düşünceleriniz ve izlenimlerinizi de anlatın. Arkadaşlarla,

komşularla görüşmek için zaman ayırmayı ihmal etmeyin.  

• Duygu, düşüncelerinizi ve yaşadıklarınızı yazarak anlatmanın büyük yararı vardır. Sadece ne olduğunu yazmak değil olayla ilgili iç duygularınızı da yazmak

yararlı olur.  

• Bazen kaygılı veya üzgün olduğumuzda veya korktuğumuzda, hoşlandığımız şeyleri yapmaya yeniden başlamak, devam etmek zordur. Ancak ne kadar hoşlandığımız

şey yaparsak bizim için o kadar iyi olur. Beğendiğimiz, yapmaktan hoşlandığımız etkinliklere

geri dönmenin bir yolu, ne yapacağımızı planlamak ve bu plana bağlı kalmaktır. Yaşantınızda mizaha, hoşlandığınız, sevdiğiniz etkinliklere, müzik, resim,

yürüyüş, spor gibi hobilerinize yer verin. Bir süreliğine belirsizliği kabullenmek, kendi kendinize yardım etmek için dualar, dini ve geleneksel törenler

size yardımcı olacaktır.  

• Normal zamanlarda aldığınızdan daha fazla kahve, nikotin, şeker, alkol almayın. Çünkü bu sinir sistemi üzerindeki gerilimi artırır. Bu yolla kendi kendinize

yardım için aktif bir adım atmış olursunuz. Çaresiz değilim, yapabileceğim bir şeyler var gibi, olumlu bir şekilde düşünmeye çalışın ve bu düşüncelerinizi

eyleme geçirin. Sosyal destek kaynaklarınızı; başkalarına yardım etmek, gerektiğinde kendiniz için yardım almak amacıyla harekete geçirin.

Aile ve arkadaşlarınızla yapmak istediklerinizi plânlayın.

Hedefleriniz ve gelecek hakkında düşünmek, plânlamalar yapmak sizi güçlendirecektir.

Sosyal destek, arkadaşlarla görüşme önemlidir. Bunun için aranızda destek grupları

oluşturabilirsiniz.  

• Gerilimi azaltmak için dinlenmek, uyumak, derin ve düzenli nefes almak, bedeni gevşetmek

önemlidir. Zira bedenimiz gevşemiş durumda iken korkmak zordur. Bedenimiz ne kadar çok gevşerse, iyi duygu ve düşüncelerimiz de o kadar artar. Bedenimizi

gevşetmek için kısa bir gevşeme çalışması burada verilmiştir. Gün içerisinde ihtiyaç duyduğunuz zamanlarda ve

uyumadan önce gevşeme çalışmasını yapmak faydalı olacaktır.  

• Önce rahat bir şekilde oturun.

Soluk alın, her iki yumruğunuzu veya ayağınızı sıkın, beşten ona kadar sayın.

Kendinize “gevşe” diyerek soluğunuzu verin ve Yumruğunuzu /ayağınızı gevşetin.

Karnınızdan çekerek derin bir soluk alın, elinizi/ayağınızı sıkın ve kendinize “gevşe” diyerek soluğunuzu verin. Soluk alın ve verin.

Tüm bunları yaparken tüm kaygılarınızı yumruğunuzda hapsettiğinizi ve yumruğunuzu

gevşettiğinizde tüm kaygılarınızı da attığınızı düşünün. Bunu birkaç kez yaptıktan sonra, ellerinizi silkeleyerek, gerilimin son kırıntılarından da kurtulduğunuzu

düşleyin.  

• Eğer deneyiminizden dolayı aklınıza rahatsız edici imgeler geliyorsa, gün içinde kendinize

zaman ayırıp bu imgeleri aktif, bilinçli bir şekilde önce aklınıza getirin sonra değiştirmeyi deneyin. Bunları ekranda gördüğünüzü hayal edip sonra da uzaktan

kumanda ile istemediklerinizi silebilirsiniz ya da bu imgeyi zihninizde canlandırıp, görünmez hâle gelene kadar kendinizden uzaklaştırın.  

• Eğer sizi rahatsız eden gürültü ya da seslerse o zaman bu sesleri bir radyodan dinlediğinizi hayal edin ve radyoyu kısmayı deneyin.  

• Eğer sizi rahatsız eden bir koku ise burun deliklerinize kötü kokuyu giderici bir parfüm veya yağ sürün. Bu tür teknikler istenmeyen imgeler, sesler veya

kokuların sizi kontrol etmesi yerine sizin onları kontrol altına almanızı sağlar.  

Örseleyici Yaşam Olayları Çocukları Derinden Etkiler Çocuklar, kuş gribi ile ilgili çevrelerinde ya da TV’de yaşanan sarsıcı görüntüleri maalesef izlediler,

olaylara tanık oldular.

Kritik ve zorlu yaşam olayları karşısında çocuklar daha önceki yaşantı tarzlarına bağlı olarak farklı türde ve şiddette tepkiler gösterebilirler.  

Çocuklar biz yetişkinlerin bilgilerine, deneyimlerine, sosyal destek kaynaklarına yeterince sahip olmadıkları için, kritik ve zorlu yaşam olayları karşısında

daha derinden etkilenirler. Çocukların çoğu da bizler gibi benzer tepkiler, sorunlar ya da değişiklikler gösterebilir. Çocuklarınızda bu süre içerisinde

farklı değişiklikler gözlemlediniz mi?  Ne tür değişiklikler ortaya çıktı?

KUŞ GRİBİ PSİKOSOSYAL DESTEK AİLE REHBERİ Bölüm II  

Çocuklarda Görülebilecek  Tepkiler 

• Oynama ve dışarı çıkma isteksizliği,  

• Küçük çocuklarda anneden ayrılamama, 

• Küçük şeylerden huzursuzluk,  

• Karamsarlık,  

• Hızlı mizaç değişiklikleri,

Uyku bozuklukları,  

• Kâbuslar,  

• Korku, panik  

• Yiyeceklere karşı kaygı, güvensizlik,  

• İlgi azalması,  

• Aile bireylerinin öleceği korkusu,  

• Dışlanmaktan korkma ve utanma,  

• İçe kapanma, yas, üzüntü duyguları,  

• Okula gitmek istememe,  

• Okul başarısında düşme,  

• Dikkati toplamada zorluk,  

• Hastalanmaktan korkma,  

• Küçük çocuklarda parmak emme, altını ıslatma gibi önceki gelişim davranışlarını gösterme,  

• Sevdiği, yakın ilişki içinde olduğu hayvanların yol açtığı tehlike karşısında hayal kırıklığı, şaşkınlık, güvensizlik, öfke,  

• Hayvanların itlafına şahit olan çocuklarda şok, duyarsızlık, üzüntü, öfke, suçluluk,  

• Uzun dönemde hayvanlara karşı kin, korku ve nefret geliştirme.  

Nereden Başlamalı? 

Hepimizin bilgilendirilmeye ve psikolojik desteğe ihtiyacı var. Çocuklarımıza sağlıklı bir şekilde yardım edebilmemiz için öncelikle kendi gereksinimlerinizi

dikkate almak, kendinize özen göstermek ve zaman ayırmak gerekir. Kendinizi desteklediğiniz oranda çocuklarınızı destekleyebileceğinizi unutmayın.  

Çocuklarınıza Nasıl Yardım

Edebilirsiniz? 

• Çocuklarınıza yardımcı olmak için neler yaptınız? Üstesinden gelinmesi en zor davranışlar

nelerdir? Ne tür engellerle karşılaştınız?    

Paylaşmak 

     İnsanlar yaşadıkları olaylar, edindikleri izlenimler ve ortaya çıkan duygularını başkalarıyla paylaşmaya ihtiyaç duyarlar. Konuşmak ve paylaşmak zor

ve kritik yaşam olayları ile baş edebilmenin doğal ve etkili bir yoludur. Çocuklar da biz yetişkinler gibi yaşadıkları örseleyici olayları anlamlandırmak,

yaşanan tehdit hakkında bilgilenmek, olaylar hakkında konuşmak, olay hakkındaki düşüncelerini ifade etmek isterler. Bunun için hem zamana hem de dinlenilmeye

gereksinimleri vardır. Konuşulabilecek birisinin olması çocuklar için neden önemlidir ve niçin konuşmak faydalıdır?  

Paylaşmak önemlidir, çünkü 

• Her şeyin açığa çıkmasını sağlar.  

• Anne baba çocuğu daha iyi anlayabilir.  

• Anne baba ve çocuk için gerilimi azaltır.  

• Çocuğun kendisini daha iyi hissetmesini sağlar.  

• Paylaşmak yaşananların etkisini hafifletir.  

• Paylaşmak yaşananların taşınmasını kolaylaştırır.  

• Yaşadıklarını ve hissettiklerini ifade etmek rahatlama sağlar.  

• Paylaşmak, bilgilenmek yaşadıklarını anlamlandırmayı kolaylaştırır.  

• Çocukların korkuları ile baş etmek için bir bakış açısı oluşturur.  

• Aile için olumlu bir yaklaşım için sağlam bir zemin oluşturur.  

• Sağlıklı ve güçlü ilişkiler kurmayı kolaylaştırır.  

• Çocukların her şeyi biriktirip, saklamamasına yardımcı olur.  

• Yaşadıklarının normal olduğunu ve yalnız olmadığını anlar.  

Çocuklarla örseleyici olaylar hakkında konuşmak neden zordur? 

Konuşmak zor gelir, çünkü  

• Çocuğun üzüldüğünü görmenin çok acı verici olması,  

• Çocuğun ve veya kendimizin daha fazla alt-üst olacağı korkusu,  

• İfade edecek sözcüklerin bilinmemesi,  

• Suçluluk ve karışıklık hissi duyulması,  

• Sesini duyuramamaktan korkma, denetimini kaybetmekten korkma,  

• Konuşma ihtiyacı hissetmeme,  

• Konuşabilecekleri başka kişilerin olması,  

• Konu hakkında yeterince bilgi sahibi olmadığını hissetme,  

• Yaşananları yeniden açmamak, unutturmaya çalışmak,  

• Çok yorucu ve üzücü olması,  

• Çocuğa ne söyleyeceğini bilememek,  

• Yeterli zaman olmaması,  

• Bu şekilde konuşmanın çocuk için zararlı olduğuna inanılması,  

• Saçma ve komik bulunmaktan korkma, hata yapmaktan korkma,  

• Çocuğun konuşmak istememesi, gibi nedenlerden dolayı Konuşmaktan çekiniriz ve

konuşmak zor gelir. 

Ne Yapmalıyız? 

Çocuklar, konuşmak istemediğinde suskun oldukları zaman ne yapılmalıdır?  

Öncelikle çocuklarımızın konuşmak istememesine, suskun kalmayı tercih etmesine saygı

göstermek ve zorlamamak gerekir.

Ancak çocuklarımızı konuşmaya ve paylaşmaya yüreklendirmek ve desteklemek için çaba göstermekten kaçınmamak gerekir. Paylaşmaya yüreklendirmek için  

• Sabırlı olmak, uygun fırsatları kollamak,

• Çocuğunuzun kullanması için, her gün özel bir zaman ayırmak,

• İletişim sağlayan resim çizme, oynama gibi yolları kullanmak,

• Dinlerken; duygudaş, anlayışlı, sıcak, şefkatli bir tavır içinde olmak,

• Söylenenleri ciddiye alan, sorunları küçümsemeyen bir tarz izlemek,

• Yumuşak, kibar ve nazik olmak,

   paylaşımı sağlamada etkili olacaktır. Çocuklarımızın kendilerini özgürce ifade edeceği, duygusal paylaşımı gerçekleştirebileceği güvenli ve destekleyici

ortamlar yaratmak gerekir. Bu süreç içinde daha fazla cesarete, güvene, anlayışa, sevgi ve şefkatinize gereksinimleri olacaktır. Zira çocukların kendilerini

ifade etmek için daha fazla zamana, kendilerini ifade etmenin yolunu bulmak için yardıma ve genellikle aynı sorularla veya kaygılarla ilgili olarak tekrar

tekrar konuşmaya gereksinimleri olduğunu unutmamak gerekir. 

Dinlemek 

Çocuklarımızı anlamak ve anlaşılmak için önce dinlememiz gerekir.

Dinlemek, çocuklarımızla kurduğumuz ilişkinin sorumluluğunu almaktır.

Kuşkusuz içimizde fırtınalar koparken, üzüntülüyken, farklı bir şey düşünüyorken, kaygı ve korku içindeyken dinlemek zordur. Örseleyici yaşam olayları karşısında

çocuklarınıza vereceğiniz en büyük destek onları anlamak ve dinlemektir. Dinlemek karşımızdakinin ne

söylemek istediğini sadece kulağımızla değil, tüm bedenimizle, yüreğimizle anlamaya çalışmaktır.

“Can kulağı ile dinlemek” sözünü duydunuz mu?

Dinlemek, tam anlamıyla bu sözde olduğu gibi, söylenenleri can kulağı ile duymaktır.

Yaşadığınız önemli bir olayı bir arkadaşınıza anlatırken, o ne anlattığınızı çok iyi duysa, fakat siz konuşurken hiç tepki vermese, başka şeylerle uğraşsa,

arkasını dönse, ne hissedersiniz?

Kızgınlık duyabiliriz, artık canımız anlatmak istemeyebilir, üzülebiliriz, değil mi?  

Dinlemenin Faydaları 

• Yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırır.

• Anlamayı ve anlaşılmayı kolaylaştırır.

• İfade etmeyi kolaylaştırır.

• Problemler karşısında güçlü olmayı sağlar.

• Bedene güç, sakinlik ve huzur katar.

• Güçlü ve sağlıklı ilişkiler kurmamızı sağlar.

• Çok yönlü ve esnek olmayı kazandırır.

• Sabırlı, anlayışlı olmayı kolaylaştırır.  

Dinlediğimizi nasıl gösteririz?

• Ses tonu ve yüz ifadesi ile,

• Kabullenici duygularla, (bu korkutucu olmalı, yaşadıkların üzücü vb.)

• Anlamak ve konuşmaya yönlendirmek için sorular sorarak,

• Konuşmak, birlikte olmak için özel zaman ayırarak gösterebiliriz.  

Günlük Rutinler ve Oyun 

Çocuklar yaşamlarının her döneminde, örseleyici yaşam olaylarına maruz kaldıkları zamanlarda bile oyun, eğlence ve etkinliklere gereksinim duyarlar. Çünkü

oyun onların normal gelişimlerinin bir parçasıdır. Bunun yanı sıra oyun, çocukların hem bir yandan rahatlamalarına hem de ilgilerinin başka tarafa çekilmesine

neden olur. Oyun, çocuklarımızın yaşadıklarını anlamlandırmalarının ve zor anıları ifade etmelerinin en kolay, en keyifli ve en doğal yoludur. Oyunun dışında

okuma, yazma, resim, müzik, spor gibi etkinlikler çocuklarımızın kendilerini özgürce ifade etme ve sağlıklı yaşamı yakalama yöntemleridir.

Bu tür etkinlikleri yapabilmeleri için çocukları yüreklendirerek sadece, yanlarında olmanız ve birlikte planlama yapmanız yeterlidir.  

Gevşeme ve Uyku 

Kendiniz için uygulamanızı tavsiye ettiğimiz gevşeme yöntemlerini çocuklarla beraber

uygulayabilirsiniz. Gerginliği almak ve bedeni gevşetmek için iyi bir uyku da önemlidir.  

Sağlıklı Bir Uyku İçin; 

• Hep aynı saatte yatmak, uyumayı kolaylaştırır.

• Yatmadan önce bir süre sakinlik, sessizlik sağlanmalıdır.

• Yatmadan önce yemek, kahve, çay gibi uyarıcı şeyler alınmamalıdır.

• Yatmadan önce dua etmek, sakinleştirir ve rahatlatır.

• Yatmadan önce gevşeme ve nefes alma alıştırmaları gerginliği alır.

• Uyumadan önce masal dinlemek, okumak uyumayı kolaylaştırır.

• Kısık sesli ve hareketli olmayan bir müzik dinlemek sakinleştirir.

• Uyumadan önce hoş, güzel hayaller kurmak güven verir, rahatlatır.  

Kâbuslar 

Çocuklar; örseleyici, korkunç, tehlikeli olaylara tanık olduğunda ve/veya maruz kaldığında kötü rüya veya kâbuslar görebilirler. Kabuslar çocuklara gerçek

gibi göründükleri için çok ürkütücüdürler. Oysa gerçek değillerdir. Bunlar yalnızca rüyadır, gerçek olamaz veya bizi incitemezler. Kabuslarla mücadele

etmenin en iyi yolu, bunları gündüz saatlerinde uyanıkken çocuklara anlattırmaktır. Gündüz saatlerinde anlatılan, paylaşılan rüyalar geceleri giderek daha

az görülür. Rüyayı açığa çıkartmanın en iyi yollarından biri de rüyanın resmini çizdirmektir. Rüyasını olmasını istediği şekilde değiştirebilir ve bunu

anlatabilir, resmini çizebilir.

Bir diğer etkili yol, istenmeyen anılarla baş etmek için kullanmayı önerdiğimiz bilinçli kontrol etme yöntemidir. Kâbusları aktif, bilinçli bir şekilde

aklına getirip, değiştirmesini sağlamaktır. Bunları ekranda veya duvarda gördüğünü hayal edip sonra da uzaktan kumanda ile istemediklerini silebilir, zihninde

canlandırıp, görünmez hâle gelene kadar kendinden uzağa itebilir.

Yukarıda öneriler başlığında yer alan tüm bilgileri çocuklarınızda gözlemlediğiniz tepkilerle baş etmelerini sağlamak için kullanabilirsiniz.

 

KUŞ GRİBİ PSİKOSOSYAL DESTEK AİLE REHBERİ Bölüm III   

Ne Zaman Yardım Alınmalıdır? 

• Eğer tepkiler yoğun ve rahatsız edici bir şekilde devam ediyorsa  

• Eğer tepkiler zaman içinde azalmak yerine artıyorsa,  

• Eğer kişi gerçek dışı yoğun duygular hissediyorsa,  

• Eğer kişinin çalışma ve yaşama isteğini azaltıyorsa,

• Eğer kişi, kişiliği ile ilgili çok belirgin değişimler geçiriyorsa,  

Uzun vadede kalıcı psikolojik bozukluklara neden olabileceğinden bir uzmandan yardım alınması gerekir.  

Kimden Yardım Alınmalıdır? 

Öncelikle bir sağlık kurumuna, varsa ruh sağlığı uzmanına başvurmalısınız. Bireysel destek, detaylı bilgi ve yönlendirme için okulunuzdaki psikolojik danışmanlar

(rehber öğretmenler) ve iliniz/ilçenizde ki rehberlik ve araştırma merkezi ile irtibata geçebilirsiniz.              

Kuş Gribine İlişkin Bilgiler 

Kuş gribi nedir? 

İnsan ve diğer canlı türleri gibi kanatlı hayvanlar da gribe yakalanabiliyor. Kuş gribinin 15 ayrı çeşidinden sadece üç tanesi insanlarda da hastalık yapmaktadır.

Türkiye’de de tespit edilmiş olan ise ölümcül kuş gribi virüsü H5N1 ailesinden gelen virüstür. Virüsün doğal taşıyıcıları olan göçmen kuşlar -özellikle

de yaban ördekleri- hasta olmadan virüsü kilometrelerce taşıyabilirler. Bir kıtadan diğer kıtaya dışkılarıyla virüsü taşırlar. Kuş gribi virüsü en çok

kümes hayvanlarını etkiler. Kuş gribi üst solunum yolu hastalığı gibi başlar, sürü halinde yaşayan kanatlı hayvanlar arasında çok hızlı yayılabilir ve

bu nedenle çok yüksek

oranda kanatlı ölümüyle sonuçlanabilir.  

İnsanlara nasıl geçiyor? 

Kuş gribi, hasta ve hastalıktan ölmüş hayvanlarla yakın temas halindeki insanlara bulaşabilir. Bu hayvanların gözyaşı, burun akıntısı, boğaz akıntısı veya

dışkısıyla temas edenler de hastalığa yakalanabilir. Ayrıca bu atıklarla kirlenen yüzeylerle temas etmek ve bu virüsü solunum yoluyla almakla insanlara

bulaştırabilir. Virüs insana geçtikten 2-4 gün sonra hastalık ortaya çıkar.  

İnsandan insana geçer mi? 

Bu ihtimali doğrulayacak resmen açıklanmış ya da kanıtlanmış bilimsel bir veri yok. Ancak virüsün değişim geçirerek bir salgına yol açmasından korkulmaktadır.

Ayrıca hastalık grip olan birinin aynı zamanda kuş gribi mikrobunu kapmasıyla insandan insana geçiş özelliği kazanabilir.  

İnsanlardaki belirtileri neler? 

Ateş, halsizlik, boğaz ağrısı, öksürük, solunum güçlüğü ve zatürree gibi solunum sistemine ait belirtiler görülür. Ender de olsa karın ağrısı ve ishale

de rastlanabilir. Gripten çok farklı bulgular değildir, burada önemli olan hastanın öyküsüdür. Hastanın kanatlı hayvanlarla yakın zamanda temasının olup

olmaması, teşhisin konulmasında etkili olur.  

Virüs ne kadar öldürücü? 

Zamanında teşhis edilip tedaviye başlansa bile ölüm riski yüzde 58'i buluyor. Hastalığından dolayı hastaneye yatmak durumunda kalmış ve bu hastalık teşhisi

konmuş insanların yüzde 58'i istatistiklere göre hayatını kaybediyor.Ancak bazı insanlar bu hastalığı ayakta bile geçirebiliyor, ancak bunun farkına varılmıyor. 

Mevsimsel gripten farkı nedir? 

Kuş gribinin A, B, C tipleri mevcut olup, B ve C antijenik tipleri sadece insanlarda hastalık oluşturur. A tipi ise hem insanlarda, hem de kanatlılarda

görülen avian influenza (kuş gribi) hastalığına neden olmaktadır. Avian influenza yaklaşık 100 yıl önce ilk olarak İtalya’da tanımlanmıştır ve dünyanın

değişik yerlerinde salgınlar şeklinde ortaya çıkmaya devam etmektedir. Bu tip H5N1 olarak belirlenmiştir. Türkiye’de görülen virüs tipi de budur. Hastalığın

doğal saklayıcıları göçmen su kuşları, özellikle yaban ördekleridir. Bu kuşlar hastalığa karşı dirençlidir. Onlarda hastalık oluşmaz. Ancak duyarlı olan

diğer evcil kanatlı

hayvanlarda tavuk, hindi, kaz, güvercin gibi hastalık oluşturup, hızla ölümle seyreden salgın dönemleri görülür.  

Bu tehlike ne zaman bitecek? 

Bunu kesin olarak söylemek şu anda çok zor, ancak bu virüs 20 derecede ölmektedir.

Havaların ısınmasıyla birlikte virüsün de etkisini kaybetmesini bekliyoruz. Ancak bu haziran ayını bulur. Ancak sonbaharda yeniden göçmen kuşlar kanalıyla

yeni bir tehlikenin gelmesi

mümkün. Bu nedenle kanatlı hayvanlara yönelik alınacak tedbirlerin ne yazık ki, uzun yıllar

boyu sürdürülmesi gerekiyor. 

Büyük bir salgın olabilir mi? 

Tüm dünyayı saracak olan bir salgın üç şart yerine gelirse gerçekleşebilir. Bunlar; yeni bir influenza virüsünün ortaya çıkması, bunun insanlara bulaşıp

ciddi hastalık tablosuna sebep olabilmesi ve kolaylıkla insandan insana yayılabilmesidir. H5N1 virüsü bu üç şarttan ilk  ikisini yerine getirmiştir; insanlar

için yenidir, ciddi hastalık yapabildiğine dair kanıtlanmış 122 vaka vardır. Geriye sadece son şart kalmıştır; insanlardaki vakalar devam ettiği sürece

virüs insandan insana bulaşma yeteneğini kazanabilir. Bu sebeplerle H5N1 insanlara kolay

bulaşabildiği taktirde kıtalararası salgın yapabilme potansiyeli olan bir türdür. Bu adaptasyon

gerçekleştiğinde o artık bir kuş gribi virüsü değil, insan gribi virüsü olacaktır.  

Kuş gribinin aşısı var mı? 

Henüz kesin sonuç veren bir aşı yok. Fakat kuş gribinin H5N1 türüne koruma sağlayan aşı prototipleri üzerinde çalışmalar devam etmektedir.  

Tedavisi var mı? 

Oseltamivir ve zanamivir etken maddeli iki ilaç, piyasadaki isimleriyle “Tamiflu” ve “Relenza” kuş gribi virüsüne karşı etkili. Her iki antiviral ilacın

ilk 48 saatte kullanılmasının yaşamsal önemi bulunuyor.  

Tamiflu koruyucu mu? 

Tamiflu aslında bir grip ilacıdır, ancak yapılan araştırmalar kuş gribi üzerinde de etkili olduğunu gösterdi. Tamiflu hastalık başladıktan 24 saat ya da

36 saat içinde alındığında yararlı oluyor. Enfeksiyonun etkisini azaltıyor ancak iyileştirme sağlamıyor. Hastalığın kuluçka devri 2 ile 10 gün olduğundan

aslında hastalığı ilk aşamada yakalayıp erken tedavi

sürecine girmek zor oluyor. Ancak yüksek risk grubu içindekilere hastalığın görüldüğü bölgelerde günde 1 tane vererek koruma sağlanması öneriliyor. İlaç

burada koruyucu bir etki sağlamıyor, ancak tedavinin erken başlaması hastalığın daha hafif geçmesini sağlar diye

düşünülüyor.  

Grip aşısı önlüyor mu? 

Şu anda insanlara yönelik olarak hali hazırda uygulanmakta olan grip aşılarının kuş gribi virüsü H5N1'i önleyici herhangi bir etkisi bulunmuyor. Ancak aşı

geliştirme çalışmaları devam ediyor.    

Tavuk etinden nasıl bulaşır? 

İyi pişmemiş et mikroorganizmalar açısından her zaman bir risk unsurudur. Buna karşılık iyi pişmiş tavuk etinden insana virüs bulaşması mümkün değildir.

Çünkü normal  pişirme sıcaklığı olan 70 santigrat derecenin üzerindeki her pişirme virüsü etkisiz hale getiriyor. Hastalıklı bile olsa, pişirilmiş bir

tavuk etinden bulaşan hiçbir vaka günümüze kadar rapor edilmemiştir.  

Kuş pisliğinden insana geçer mi? 

Kuşun pisliğinden de bu virüsün geçme ihtimali var. Göç yolları üzerinde yaşayanların özellikle kuş pislikleriyle çıplak elle temas etmemesi gerekir. 1gr

tavuk pisliğinin 1 milyon tavuğu öldürdüğü düşünülürse insanlara da hastalığı kolaylıkla geçirebileceği ortaya çıkar.  

Nasıl tanı konuluyor? 

İnsanda hastalığın tanısı, boğaz sürüntüsü örneklerinde virüsün veya antijenlerinin tespit edilmesiyle konulur. Ateşe rağmen kanda lökosit (özellikle lenfosit)

ve trombosit sayısının düşük olması tanıda yol gösterici olabilir. Akciğer filminde viral zatürreeyi düşündürecek

bulgular görülür.  

Hastalık nasıl tedavi ediliyor? 

Henüz hastalığın tam kesin bir tedavi ya da aşısı bulunmadı. Çalışmalar insan grip virüslerini tedavi eden ilaçların kuş gribi virüsünü de tedavi edebileceğini

göstermiştir. Bununla birlikte kuş gribi virüsleri bu ilaçlara direnç gösterebilmekte ve ilaç tedavisi başarısız olabilmektedir.  

Özel hastanede teşhis edilir mi? 

Hayır bu tetkikleri yapmak için Dünya Sağlık Örgütü Türkiye’de iki tane referans laboratuar

belirlemiştir. Bu laboratuarlardan biri İstanbul Tıp Fakültesi’nde, biri de Ankara’da Hıfzısıhha Enstitüsü’ndedir. Burada yapılan testlerden sonra ancak

kuş gribi tanısı konabilir.  

Teşhis yanıltıcı olabilir mi? 

Bu tanıyı ilk üç saatte yapılan tetkiklerle koymak mümkün. Ancak sonuçlar yanıltıcı olabilir. Kesin sonuç ilk 12 saatte yapılan ileri tetkiklerden sonra

belli olur. Ayrıca bu bulgularda yanıltıcı olabilir. Hastanın öyküsü burada önemlidir. Ayrıca hastalık devam ederken testlerin 12 saatte bir tekrarlanmasında

yarar vardır.  

Bahçe sebzesi sağlıklı mı? 

Hastalık taşıyan kanatlı hayvanların temas ettiği düşünülürse dikkat edilmesi gerekir. Ancak bu son derece dolaylı bir yoldur. Yine de bu dönemde özellikle

riskli bölgelerden gelen sebze ve meyveleri dezenfekte ettikten sonra yemekte fayda var.  

Hayvanlar arasında nasıl bulaşır? 

Göçmen kuşlar virüsü bağırsaklarında ve solunum yollarında taşıyabilir, ama kendileri hastalığa yakalanmazlar. Enfekte kuşların ağız ve burun salgısı ve

dışkılarıyla doğrudan veya bu salgılarla kirletilen materyalle temas eden evcil kanatlı hayvanlar ise hastalığa yakalanabilir. Hastalık bu hayvanlar arasında

hızla yayılır ve 2- 4 gün içinde bütün sürünün ölümüyle sonuçlanabilir. Kuş gribinin kanatlı hayvanlardaki kuluçka süresi ortalama 1-7 gündür.  

Nasıl hızla yayılıyor? 

Virüsün hava yolu ile taşınması birkaç kilometre ile sınırlıdır. Ayrıca, hastalık etkeni böcekler, sinekler ve kemiriciler ile çevreye yayılabiliyor. Hastalığın

doğal taşıyıcıları göçmen su kuşları özellikle de yaban ördekleri. Virüsün taşıyıcıları enfeksiyona genellikle diğer kuşlara oranla daha dirençli. Evcil

kanatlı hayvanlardan tavuklar ve hindiler hastalığa oldukça duyarlı olup bu hayvanlarda hızla hastalık ilerler. Hayvandan hayvana çok çabuk yayılır. Dikey

bulaşma denen, tavuktan yumurta yoluyla civcive geçiş olmuyor. Çünkü hastalıklı tavukların yumurtalarından civcivler çıkamıyor. Enfekte hayvanlardan elde

edilen yumurtaların kabuklarında etkenin varlığı belirlenmiş.  

Hayvanlarda da öldürücü mü? 

Hastalık kanatlılarda hızlı seyreden, yüksek bulaşıcılık ve hızlı ölüm gösteren ciddi epidemiler halinde karşımıza çıkmaktadır. Hastalık etkeni enfekte

hayvanlarla doğrudan

veya dolaylı olarak temasta bulunan evcil kümes hayvanlarına bulaşmakta ve bu hayvanlarda şiddetli salgınlara sebep olabiliyor, bu sırada hepsi ölüyor.

 

İlk hedefi çiftlik tavuğu mu? 

Kuş gribinin görülme riskini artıran en önemli etmen açıkta yapılan kanatlı yetiştiriciliğidir. Göçmen kuşların yolları üzerinde bulunan ülkemizde bu şekilde

yapılan yetiştiriciliğin, bu hastalığın yayılmasına potansiyel olarak davetiye çıkardığı aşikardır. Entegre tesislerde, denetimli bir şekilde yapılan tavukçulukta

ise bu risk yok denecek kadar azdır. Çünkü kümeslerin dışarıyla teması minimum düzeye indirilmiştir. Biyogüvenlik önlemleri alınmıştır. Hayvanlar her gün

düzenli olarak veteriner kontrolünden geçmektedir. Mekanlar düzenli olarak dezenfekte edilmektedir. Herhangi bir hastalık durumunda kanatlıların kesim

haneye sevkıyatları yapılmaz ve bu hayvanlar hızlı bir biçimde itlaf edilir. Entegre tesisler dışındaki kanatlı üretiminin, entegre tesisler kadar sıkı

denetlenmesi, özellikle göçmen kuşların konaklama mekanlarının yakın çevresinde, hastalık ülkeden silinene kadar açık havada, hijyenik olmayan ortamlarda

dolaşıp beslenen kanatlı üretiminin mutlaka kontrol altına alınması, gerekirse yasaklanması zorunludur. Hollanda açıkta tavuk beslenmesini yasaklamıştır.

 

Hangi hayvanları etkiliyor? 

Hastalık daha çok ördek, hindi, tavuk, sülün, evcil kaz, bıldırcın, tavus kuşu, muhabbet kuşu, martı, bataklık kuşları, keklik, deniz kuşları, beç tavuğu,

deve kuşu ve papağan cinslerinde görülmektedir. Başlıca görüldüğü diğer hayvanlar ise domuz, kaplan ve leoparlardır. Ev

kedileri deneysel olarak enfekte edilebilmiştir.  

Bütün tavuklar mı öldürülecek? 

Maalesef öldürmeden olmaz. Özellikle riskli bölgelerde öldürmemek çok tehlikeli. O

hayvanın enfekte olup olmadığını bilemezsiniz. Temas yoluyla kolaylıkla hastalık size de bulaşabilir. Hastalık görülen yere yakın olması ve riskli bölgede

açıkta gezinen kanatlıların virüsten olası etkileşimi göz önüne alınarak bu hayvanlar kesinlikle itlaf edilmelidir.   

Ev kuşları tehlike altında mı? 

Hayır, bu virüsü göçmen kuşlar taşır. Tehlikeli diye evdeki kafesin içindeki kuştan da şüphelenmenin anlamı yok.  

Hasta kuşlar için ne yapılsın? 

En önemli kontrol önlemi, hastalıklı ya da virüse maruz kalmış/kalmış olma ihtimali olan hayvanı mümkün olduğu kadar hızlı itlaf etmektir. İtlaf edilmiş

hayvanların mutlaka uygun şekilde gömülmesi gerekir (kireçlenerek ve yeterli derinliğe gömülerek). Bölgenin karantinaya alınması ve çok dikkatli dezenfeksiyon

uygulanması gerekir.  

Bütün kümesler mi tehlikeli? 

Kuş gribi salgını; kümes hayvancılığı ve çiftçiler için oldukça zararlı. 1983- 1984 yıllarında yüksek patojen virüsle Pensilvanya’da ortaya çıkan bir salgın

17 milyon kümes hayvanın telef olmasına sebep oldu. Amerikan ekonomisine 65 milyon dolar zarar verdi. Bu ekonomik sonuçlar gelişmekte olan ülkelerde geçimini

tavukçulukla sağlayan aileleri de büyük ölçüde

etkiliyor. Eğer salgın ülkenin tamamına yayılırsa kontrol oldukça zorlaşır. Mesela 1992 yılında Meksika’da görülen salgın, 1995 yılına kadar tam olarak

kontrol altına alınamamıştır. Bu gerçeklerden hareketle herhangi bir salgın tespiti ya da şüphesi varlığında devlet otoritelerinin mümkün olan en kısa

sürede sorumluluğu üstlenmeleri, erken uyarı sistemleri geliştirmeleri ve salgını kontrol etmeleri gerekir.  

Domuz eti riski artıyor mu? 

Domuza yaklaşmak yani yakın temas önemli. Et piştiği sürece güvenli olurdu. Ancak kuş gribi domuza bulaştığında domuz bu sırada ara konak görevi yapabiliyor.

Domuz etini yiyen bir insan virüsün şekil değiştirerek insandan insana bulaşma özelliği kazanmasına neden olabilir. 

Ülkeler arası nasıl yayılıyor? 

Hastalık bir ülkeden diğer ülkeye canlı kümes hayvanı ticareti ile yayılabilir. Göçebe kuşlar, yabani su kuşları, deniz kuşları ve kara kuşları hastalığı

bir ülkeden diğerine taşıyabilir. Bu kuşlar uzun mesafeli göç edebildikleri için çok uzaklardaki ülkelere bile virüsü taşıyabilirler.

Özellikle yabani su ördekleri hastalığa karşı dirençli oldukları için virüsü taşıdıkları ve başka kanatlı hayvanlara bulaştırdıkları halde hasta oldukları

anlaşılmadığından tanınamazlar ve birçok kanatlı hayvana hastalığı bulaştırabilirler.  

Su kaynakları kirlenir mi? 

İnsanlar için böyle bir sorun yaşanmaz. İçme suları klorlandığı için problem yok. Ancak su

kaynaklarını kullanan diğer kuşlar için tehlikelidir. Kirlenen su kaynakları hastalığın yayılımını kolaylaştırır.  

Balık yemek tehlikeli mi? 

Hayır bu virüs balıklara bulaşmaz. O anlamda hiçbir sorun yok.   

Atlara da bulaşır mı? 

Hayır, bu virüs atlara bulaşmıyor ancak açıktaki kümes hayvanlarının dışkıları üzerinde gezinmiş olan atlara temas edilirse o sırada atlar taşıma görevi

görmüş olabilir. 

Etobur hayvanlara bulaşır mı? 

Tayland’da kuş gribine yakalanan tavukları yiyen iki kaplan hayvanat bahçesinde öldü. Bölgede bulunan 170 kaplan hastalandı. Bu da bize virüsün et oburlara

da yayıldığını

gösteriyor. 

Kedi köpekler için tehlikeli mi? 

Bu dönemde kedi köpeklerin çiğ et yemesini engellemek gerekir. Ayrıca kuş pisliğine basarak taşıyıcı da olabilirler. Bir süre özellikle riskli bölgelerde

dikkat etmeli.  

Çiftlik tavuğu artık bitti mi? 

En azından bitmesi gerekli. Bu konuda alınacak en iyi tedbir çiftlik tavuğu diye bilinen açık alanda yetişen tavukçuluğu bitirmektir. Türkiye’de 40 milyon

açıkta beslenen tavuk var, şu anda hepsi tehlikede.